Oto Sözlüğü
4WD: Four wheel drive- Dort cekis sistemi
16 V: 16 subapli motor.
1 DIN: 1,12 sae
1 KW: 1,34 ece
1 KW: 1,35 PSdin
A-SÜTUNU: Otomobilin orta
gövdesinin önünde yükselen, tavanı taşıyan sağ ve sol köşede bulunan ve içinde
pasif güvenlik unsuru destekleri olan sütun.
ABAT-VENT: Speedster
otomobillerde kullanılan alçak ön cam veya rüzgar kesici çıkıntı.
ABAXIAL: Dingil harici yapı.
ABC
(Aktif Gövde Kontrolü): Mercedes'in ilk olarak 1999 yılında satışa sunduğu CL Cabrio
modelinde kullanmaya başladığı ABC (Active Body Control) yani Aktif Gövde
Kontrolü, yeni nesil aktif süspansiyon sistemlerinin öncüsü sayılmaktadırç ABC
sistemlerinin en önemli özelliği bünyesinde anti-roll bar kullanılmaması.
Aracın üstün bir yol tutuş yeteneğine sahip olmasını sağlayan ABC, 4-5 Hz'lik
titreşimlerde bile devreye giriyor. Sensör kontrollü bu sistem, gövdenin yana
yatma ve fren anındaki öne doğru yatma eğilimlerini ortadan kaldırmayı
amaçlıyor. Bu sayede de yol tutuş ve frenleme güvenliği arttırılıyor.
ABS
(Anti Blocker System): Sert frenajda veya kaygan zemin üzerinde tekerleklerin
kilitlendiğini sensörler yardımı ile algılayan, milisaniyeler içinde fren
disklerinin tekerleklerin tutunma işlemi başlayıncaya kadar sıkılıp
boşaltılmalarını ve bu sayede sürücünün en zorlu şartlarda bile direksiyon
hakimiyetini korumasını sağlayan elektronik sistem. Ani frenajlarda cisimden
kurtulmaya olanak sağlayan ABS birçok otomobil markası tarafından standart ve
isteğe bağlı olarak kullanılıyor
AC: Klima
ACC: Adaptive Cruise
Control. Trafikteki diger araclarin hizina uyan ve aradaki mesafeleri
duzenleyen sistem. Ozellikle yuk tasima araclarinin trafik akisini guvenlik
acisindan olumsuz etki etmemesini kolaylastirir. DaimlerChrysler tarafindan
gelistirilmis diger sistem de yanal cizgilere gore mesafe duzenler.
ACEA: Avrupali Otomobil
Ureticileri Birligi. En buyuk islevi, motor yaglari ile ilgili bir norm
belirleyerek benzin istasyonlarinda suruculerin islerini kolaylastirmalari idi.
ADB
(Automatische Differantial Bremse): Standart kilitli diferansiyellerin elektronik
devreli bir versiyonu.
ADEZYON:
Sıvıların
veya madenlerin birbirlerine yapışmasını sağlayan kuvvet.
AERODİNAMİK:
Hava
akimi bilimidir. Otomobiller icin cok onemlidir, cunku dusuk ruzgar direnci ile
yakit tuketimi de duser.En iyi direnc degeri otomobiller icin cw=0,26 iken
arazi araclarinin kotu aerodinamigi ile 0,45'e dek cikabilir.
AFS
(Active Fahrwerks Stabilierung): Temel olarak ABC ile aynı işlevi görür. Sistem
Citroen Xantia Activa'da kullanılmaktadır.
AIRBAG
(Hava Yastığı: Hava yastığı çarpışmalara karşı yolcuyu koruma derecesi son derece
yüksek olan bir ek koruma sistemidir. Hava yastığı bir çarpışma sırasında
algılayıcılardan gelen uyarı sonunda şişerek, çarpışma yönünde yolcuyu
karşılayan koruyucu bir kalkan oluşturur.
AKS: Üzerinde bir veya daha
fazla tekerleğin döndüğü otomobil eksenine dik bir mildir.
AQUA
PLANNING: Su birikintilerinden geçerken lastiklerin profilinden suyun kenara
çıkamamasından kaynaklanan aracın lastiklerinin yerle ile temasının kalmaması
sonucunda suya girdiği yönde veya tam olarak savrularak hareket etmesi.
AKSELERASYON:
Otomobilin
hızlanması.
AKTARMA
ORGANLARI: Motor gücünü tekerleklere aktaran organlardır. Pek çok parçadan
oluşur ve motor gücünü tekerleklere şanzıman üzerinden aktarır.
AKTİF
GERGİLİ EMNİYET KEMERİ: Carpisma aninda cok hizli sekilde kemer gerilerek yolcuyu
tepki hareketinden korur.
AKTİF
GÜVENLİK: Otomobilde güvenligi arttiran elemanlarin tümü. ABS, ESP, lastikler,
aracyn aerodinamik yapısı, frenler, yol tutusu v.b.
AKÜMÜLATÖR:
Akümülatörler
elektrik enerjisini kimyasal enerji halinde depo ederek, devrelerine elektrikli
alıcılar bağlandığı zaman bu kimyasal enerjiyi tekrar elektrik enerjisine
çeviren araçlardır.
ALB
(Anti Lock Brakes): ABS'nin ilk ve basit şekli. Kızaklayan tekerlekleri hızlı ritimde
bırakıp tekrar tutan fren sistemi.
ALT ÖLÜ
NOKTA: Pistonun
silindir içinde inebildiği en alt noktada, yön değiştirmek için bir an
durakladığı yerdir. Kısaca A.Ö.N. olarak belirtilir
ALTERNATÖR:
Şarj
dinamolarının aksine dalgalı (alternatif) akım meydana getiren araçlardır
AMORTİSÖR:
Ani
yaylanmaları ve yay salınımlarının devam etmesini önleyen parçalardır.
AMPERMETRE:
Aküye
girip çıkan akım miktarını ölçen ve gösterge tablosunda bulunan bir ölçü aleti.
ANA
YATAKLAR: Ana yataklar, motorda krank milini taşıyan yataklardır.
ANTİFİRİZ:
% 50
glycol + % 50 su karışımı bir sıvıdır. Soğutma sisteminde bulunan radyatör
içindeki su, soğuk havalarda donarak genleşebilir ve soğutma sistemine zarar
verebilir. Radyatörde bulunan suya ilave edilen antifriz suyun donmasını
engeller. Antifriz ayrıca radyatörü ve soğutma sistemini pas ve korozyondan
korumak amacıyla da kullanılır.
ASC+T
(Automatische Stabilitäts Control+Traktion): BMW'de kullanılan elektronik çekiş
kontrol sistemi olup, sürekli arka tekerleklerin durumunu gözlemleyerek bir
kayma olup olmadığını denetler. Arka tekerleklerde bir kayma olursa ASC+T
devreye girip frenleri ve motoru kontrol ederek otomobilin yolda kalmasını
sağlar.
ASR: Anti-Schlupf-Regelung(Anti patinaj kontrolu) Cekis saglayan tekerlerin
bosa donmesini engeller ve surus stabilitesini yukseltir. Iki yolla olur;
elektronik olarak motor gucu azaltilir ve/veya donen teker frenlenir. ASR,
Mercedes tarafindan kullanilan kisaltmadir. Traction Control, farkli ureticiler
tarafindan ffarkli sekilde kullanilir; ETC, TC veya TCS gibi.
ATIK
GAZ:
Egzosttan
cikan cesitli gazlardir. KImyasal aritma icin katalizator kullanilir.
ATIK
GAZ NORMU: Araclarin cevreye ne kadar gaz verebileceklerini belirler.
1.1.2000'den itibaren Avrupa'da Euro3; 1.1.2005 ve 2006'da ise Euro4 normlari
gecerli.
ATALET:
Bir
cismin herhangi bir hareket yönüne veya hız değişikliğine karşı gösterdiği
dirençtir.
ATEŞLEME
AVANSI: Silindirde sıkıştırılan yakıt-hava karışımının ateşlendikten sonra
tamamen tutuşabilmesi için gereken süredir.
ATEŞLEME
BOBİNİ: Ateşleme sisteminde transformatör gibi görev yaparak batarya
voltajını binlerce voltaja yükseltir. Bu yüksek voltaj bujinin tırnakları
arasında kıvılcım meydana getirir.
ATEŞLEME
NOKTASI: Motorinin sıkıştırılma sonucunda silindir kafasındaki sıcak
gazların içine püskürtüldüğü anda kendiliğinden ve hemen ateş alma sıcaklık
noktasına ateşleme noktası denir.
ATEŞLEME
SIÇRAMASI: Yanlış bujinin karışımı tutuşturmasına ateşleme sıçraması denir.
Ateşleme sıçraması genellikle buji veya distribütör kapağının ya da tevzi
makarasının hatalı oluşundan meydana gelir.
ATEŞLEME
SIRASI: Motor silindirlerinin ateşlenme sırası veya silindirlerde güç
zamanının meydana geliş sırasıdır.
ATEŞLEME
SİSTEMİ: Silindirlerde sıkışan hava-yakıt karışımının yakılabilmesi için
bujilere yüksek voltajlı kıvılcım sağlayan sistem. Batarya, ateşleme bobini,
distribütör, kontak anahtarı, kablolar ve bujiler bu sistemin parçalarıdır.
ATMOSFERİK
BASINÇ: Dış hava ağırlığının aşağıya doğru basma kuvvetine atmosferik
basınç denir.
ATF: Otomatik sanziman
yagi. Hidrolik direksiyonda da kullanilir.
AWD:Dort ceker otomobillerinin kullandigi kisaltmadir.
AWS
(All Wheel Steering): Direksiyonun dört tekerleği birden yönlendirebildiği
sistem.
AUTODIMMING:
Dikiz
aynalarında kullanılan duyarlı aynanın ışığı daha yoğun kırarak, kararması.
BAKIR
KURŞUN YATAKLAR: Genellikle dizel motorlarında yaygın bir
şekilde kullanılan yatak çeşididir.
BALANST
REZİSTÖR DEĞERLERİ: Elektronik ateşleme sistemi iki rezistör
ile korunur. Bunlar, 0,55 ohm olan normal devre direnci ile 5.ohm olan yardımcı
devre direncidir.
BALATA:
Yarım daire şeklinde kavis verilmiş metal bir parça.
Üzerine ısıya karşı oldukça dayanıklı olan balata perçinlenmiştir. Frene
basıldığı zaman bu balata kampanaya sürterek frenleme etkisi gösterir.
BAS:Panik frenlemede fren hidroliği içindeki basıncı arttıran ve her tekerde
eşit fren gücünün oluşmasını sağlayan sistem.
BAĞLANTI
ÇERÇEVE: Arazi araclari icin hala kullanilan
yuruyen aksam seklidir. uzunlamasina ve capraz kollara direkt baglaniyor. En
buyuk avantaji stabilitesi ve degiskenligi. en buyuk dezavantaji ise agirligi.
BASINÇLI
KAPAK: Suyun kaynamasını ve kaybını önleyen, soğutma
sistemini basınç altında çalıştıran supaplı bir kapaktır.
BASKI
YATAĞI: Debriyaj pedalına basıldığında, baskı
parmaklarını bastırarak motor ile güç aktarma organlarını birbirinden ayıran
mekanizmadır.
BATARYA:
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden
ve akım kaynağı olarak kullanan düzenek.
BENZİN:
Ham petrolden elde edilen ve otomobillerde yakıt
olarak kullanılan bir hidrokarbondur.
BENZİN
MOTORLARI: Buji ile ateşlenen, benzin veya benzin
türevi yakıt kullanan motorlara benzin motorları denir.
BENZİN
YANMASI: Benzin-hava karışımı
silindir içinde sıkıştırma zamanı sonunda, bujinin meydana getirdiği kıvılcım
neticesinde düzenli olarak yanmaya başlar. Hiçbir zaman patlamaz. Normal yanma
bujide başlar ve sonra bir alev dalgası halinde ateşleme odasını kat eder.
BEYGİRGÜCÜ: Motor tarafından üretilen gücün birimi. 0,
7457 kw'a eş değerdir.
BİLEŞİK
YAĞLAR: Bu tip yağlar genellikle ince yağlar
olup, SAE numarası yüksek yağların özelliklerini karşılamak için
içlerine bazı kalınlaştırıcı katıklar katılmış yağlardır.
BI-LITRONIC: Xenon farlar icin Bosch'un kisaltmasidir.
BI-XENON:
Bi-Xenon farlar, günümüzün en gelişmiş ve en güçlü
far teknolojisidir. B-xenon ismi, uzun ve kısa farlar için iki ayrı xenon ampul
kullanılmasından gelmektedir. Xenon farın dalgaboyu ve dolayısıyla maviye yakın
olan rengi güneş ışığına çok yakın olduğu için, gece sürüşünde karşıdan gelen
sürücünün gözünü almaz ve yansımayı en aza indirir. Xenon gazının içinden geçen
ışık, 70 mm çapındaki hareketli lensten yansıyarak geniş ve uzun mesafeli
"uzun far" etkisini yaratır.
BLOW-BY:
Silindirde yanma sirasinda pistonlara giden gazlara
verilen addir.
BOŞ
AĞIRLIK: Kullanima hazir bir otomobil,
yuzde 90 dolu yakit deposu ve 75kg'lik bir surucunun toplam agirligi.
BOXER
MOTOR: Silindirlerin ayni düzlemde (180 derece) karsilikli
olarak konumlandirildigi motor.
CAN
(Controller Area Network): Araç içindeki merkezi kontrol ünitesi ile çevre kontrol
ünitelei arasındaki bilgi iletişimini sağlayan veri iletişim ağı. Merkezi
kontrol ünitesi genelde motor kontrol ünitesi olup çevre kontrol üniteleri
havayastıkları, ABS, klima sistemleridir.
CABRIO:
Bir
karasör tipi olan cabrio, 2+2 oturma düzenine sahip ve üstü açılabilen
otomobilleri tanımlamak için kullanılır.
CBC
(Cornering Brake Control): Açılımı Viraj Kontrolü olan CBC, aslında BMW'nin birçok
otomobilde kullandığı ve ESP ile birlikte faliyet gösteren aktif güvenlik
sisteminin adıdır. CBC, yani viraj fren kontrolünün görevi viraj içinde yapılan
frenlerde aracın stabilitesinin bozulmasını engellemektir. Viraj içindeki ve
dışındaki tekerleklerin dönüş hızları farklı olduğu gibi uygulanması gereken
fren basıncı da farklıdır. CBC sistemindeki sensörler tekerleklerin farklı
dönüş hızlarını algılıyor ve her tekerleğe uygulanması gereken fren basıncını
belirliyor.
CDI: Daimler-Chrysler
firmasının Mercedes marka dizel araçları için kullandığı "Common Rail
Diesel Injection System"'in kısaltması.
COUPE: A ve C sütunları
arasında metal tavana sahip 2+2 ya da kimi durumlarda dah fazla kişiye oturma
alanı sunan karoser tipi.
CET
SAYISI: Dizel yakitin yanma istegidir. Bugunku dizel motorlar 50
civarindadir.
CRS
(Common Rail Sistemi): Common Rail, dizel motorlar için üretilmiş olan yüksek
basınçlı bir püskürtme sistemidir. Bu sistemi diğerlerinden farklılaştıran esas
unsur, basınç oluşturma işlemi ile püskürtme işleminin birbirinden ayrılmış
olması. Motor tarafından direkt olarak tahrik edilen ve kesintisiz olarak
çalışan bu yüksek basınç pompası, basınç haznesinde 1400 bar'a kadar istenen
basıncı oluşturuyor. Yakıt, bu basınçla çalışan hızlı tetiklemeli solenoid
subaplı enjektörler üzerinden doğrudan yanma odasına püskürtülüyor. Sistem, bu
avantajı sayesinde, çok çeşitli motor tasarımlarına uygulanabiliyor ve kademeli
ön püskürtme, dizel motorların daha sessiz çalışmasını sağlıyor.
CONTA: Mekanik aksamların
birleşme noktalarında sızdırmazlık ve geçirmezlik sağlamak amacıyla, üniteler
arasına koyular parçalardır. Contalar mantardan, madeni levhalardan ve çeşitli
meteryallerden üretilir.
CO: Karbonmonoksit'in
kimyasal kisaltmasidir. Motorda tam yanma olmamasi durumunda bu zararli gaz
olusur.
CRUISE
CONTROL: Hiz sabitliyici sistem.
CVT
(Constantly Variable Transmission): Değişken Oranlı Şanzıman - 1950'li yıllarda
Hollandalı Van Doorne tarafından geliştirilen sistem, metal bir kayışın, iç
yüzeyleri konik bir çift kasnak arasında çalışma prensibine dayanıyor. Aslında
mopedlerdeki aktarma sistemiyle aynı prensibe sahip CVT'de herhangi bir dişli
olmadığı için sürekli değişken oranlı şanzıman olarak adlandırılıyor. CVT
şanzımanlarda sadece bir başlangıç ve bitiş oranı bulunuyor. Motor devri ve
hıza bağlı olarak aktarma oranı, bu iki oran arasında sürekli değişiyor.
CVVT
(Değişken zamanlı Supap Teknolojisi): Volvo, Kia ve Hyundai tarafından adlandırılan
sürekli değişken supap zamanlama sistemi CVVT (Continuously Variable Valve
Timing), aslında başka firmalar tarafından da başka isimler ve kısaltmalarla
kullanılan oldukça yaygın bir motor kontrol sistemidir. Motorun her iki
eksantriğine de uygulanan sistem, supapların açılma zamanlarını motorun hızı ve
yüküne göre değiştirerek daha etkili ve yüksek performans, düşük egzoz gaz
emisyon değerleri sağlamayı amaçlıyor.
CW: Sürtünme
katsayisi.Otomobilin rüzgara karsy direnci.
ÇAPRAZ
ÇİFT KARDAN MAFSALI:Bu mafsallar esas olarak birbirleri ile 90 derecelik açı yapacak
şekilde bir istavrozla tutturulan ve ana şafta bitişik olan iki kelepçeden meydana
gelmiştir. Çapraz mafsalın yağlama işlemi mafsalın yapımına bağlıdır.
ÇARPMALI
YAĞLAMA SİSTEMİ: Çarpmalı yağlama sistemi, yağ pompasının karterdeki motor yağını
yağ çanağına basarak, çanağı daima dolu bulundurması şeklinde çalışır.
ÇEVRİM:
Bir
motorda iş elde etmek için tekrarlanmadan meydana gelen olayların toplamına bir
çevrim denir. Dört zamanlı motorlarda bir çevrimin tamamlanabilmesi için
pistonun dört hareketine (krnak milinin iki tam devir yapmasına) gerek vardır.
Dört zamanlı motorlarda bir çevrim, krank milinin 720 derecelik dönüşü ile
tamamlanır.
ÇİFT
SALINCAKLI SÜSPANSİYON: Bilinen en eski süspansiyon sistemidir. Salıncaklı sistem,
bağlı olduğu tekerleğe ideal sıkışma ve açılma olanağı vermekte ve kamber de
yaylanmanın bu hareketinden çok az etkilenmektedir. Böylelikle gövdenin
maksimum derecede yana yatması durumunda dahi dışarıda kalan tekerleğin yola
dik bir açı ile basması sağlanır.
ÇOK
AMAÇLI GRESLER: Lityum sabunlu greslerdir. Orta kıvamda, suya dayanıklı olduğundan
aracın her yerinde kullanılabilir özelliğe sahiptir.
ÇOK
LEVHALI KAVRAMA: Bir tür debriyaj kavrama şeklidir. Bu tür debriyajda, değişik
işleten ve işleyen diskler kullanılmaktadır. Önemli olan her işleten diskin
uygun yük miktarını işleyen disklere aktarması ve bütün işleyen disklerin
dönüşlerine aksettirmesidir. Bu tür debriyaj, binek otomobilerin mekanik vites
mekanizmalarında görülmemekle beraber otomatik vites mekanızmalarında ana
unsuru oluştururlar.
ÇİFT
ATEŞLEME: Silindir basina iki buji; hava yakit karisiminin daha iyi
yanmasini saglar. Ayrica silindirdeki yanma mesafesini azaltarak sikistirmayi
arttirir. Alfa romeo( Twin Spark) ve Mercedes bu sistemi kullanir.
D4: Toyota'nın 4 silindirli benzin motorları için
kullandığı kısaltma
D4D: Toyota'nın 4
silindirli dizel motorları için kullandığı kısaltma.
DATENBUS:
Tum
elektronik bilesenler birbirine baglanir. Dijital komutlar tek bir merkezden
verilir. Mercedes CL'de uc adet bulunur. En hizlisi olan isik dalgasi ile 5.65
Megabaud'luk iletim mumkundur.
DE DION
SİSTEMİ: De Dion sistemi sabit aks ile bağımsız süspansiyonun karmaşık bir
birleşimidir. Sabit bir aks borusu tekerlekleri birbiine bağlar. Aynı zamanda
dingil genişliği ile kanmber açısında meydana gelen değişiklikleri de kontrol
eder. Yarım şaftlar, diferansiyel ve ana şaft ayrıca askıya alındığından,
askılanmamış kütleler daha az olacağı için bu durum konforu arttırır.
DETENASYON:
Karışımın
buji tarafından ateşlenmesinden sonra yanmanın düzensiz olarak gerçekleşmesine
detenasyon denir.
DEBRİYAJ:
Manuel
şanzımanı, otomatik şanzımanlardan ayıran en belirgin özellik debriyajdır.
Debriyaj, motor ve manuel şanzıman arasında gücün iletilmesini sağlayan
ayrılabilir bir bağlantıdır. Her şeyden önce debriyaj, çalışır halde olan
motordan gelen torku başlangıçta statik halde duran şanzımanın ana şaftına
kademeli olarak ileterek ilk hareketi sağlar. Aynı zamanda vitesler
değiştirildiğinde güç akışının kesilmesi gerektiğinden debriyaj bu aşamada da
gereklidir.
DEFLEKTÖR:
Binek
otomobillerde tekerleklerin çevresine, büyük tonajlı yük taşıyıcılarındaysa
sürücü kabininin üstüne ve aerodinamiyi geliştirmesi açısında kapıların üst
bölümlerine yerleştirilen plastik ya da metal parçalara deflektör adı verilir.
Rüzgar direncini azaltan bu parçalar, hava akımını düzenlenmesine yardımcı
olurlar.
DEĞİŞKEN
SUPAP ZAMANLAMASI: Değişken supap zamanlaması, motor işletim sisteminin hangi devire
göre hangi supap zamanlamasının kullanılacağını belirlemesi ve her devirde en
verimli çalışmayı sağlamasıdır.
DEĞİŞKEN
GEOMETRİLİ TURBO: Daha çok tercih edilen türbin geometrisi ya da değişken geometrili
turbo (VTG) sisteminde egzoz manifoldundan gelen hava, salyangoz adı verilen
gövde içerisindeki kanatçılarla pervanenin merkezine yönlendiriliyor.
Salyangozda bulunan kanatçıklar motorun işletim sisteminden aldığı emir
doğrultusunda yukarı veya aşağı hareket ediyor. Böylece alt devirlerde az
miktardaki havanın, pervanenin dönüşünü hızlandırmasını ve düşük devirlerden
itibaren turbonun güç ve tork üretmesini sağlıyor. Bu sistem su değirmenlerinde
yaz aylarında su yolunu daraltarak çarkın daha yüksek basınçla çevrilmesine
benziyor. Böylece kompresör sistemi gibi turbonun düşük devirlerde verimli
olması hedefleniyor.
DI: Dizel ve benzinli
motorlarda direkt enjeksiyon. Takit, direct olarak en iyi sekilde yanacagi
yanma odasina gonderilir. Dizeldeki problem sert yanma sesi idi, Audi; mukemmel
bir hava-yakit karisimi ile bunu azaltmayi basardi.
DİFERANSİYEL:
Bir
akstaki iki teker arasindaki devir dengesini saglar. Ozellikle virajlarda sol
ve sag tekerler farklilik gosterdigi icin gereklidir.
DİFERANSİYEL
KİLİDİ: Cekis saglayan tekerlerden birinin bosa donmesini onler ve daha
iyi bir yol tutus saglar. En popüler olanı merkezi diferansiyel kilididir.
Böylece tek tekerlekte çekiş kaybı olduğunda aracın ön veya arkadaki iki
tekerleğinin çekişe devam etmesi sağlanmaktadır.
DIN: (Deutsches Institut für normung)- Tüm ölçümlerde
kullanilan Alman endüstri normu, 1 DIN= 1.12 SAE
DİNAMO: Mekanik enerjiyi
elektrik enerjisine çevirerek lambaları yakan, aküyü şarj eden ve ateşleme
sistemini çalıştıran bir elektrik sistemi parçasıdır.
DİNAMOMETRE: Dinamometre, motorun
çıkış gücünü ölçen bir alettir.
DİNGİL
MESAFESİ: Dingil mesafesi, ön tekerleklerin merkezi ile arka tekerleklerin
merkezi arasındaki uzaklıktır.
DİOD: Transistörlü ateşleme
sisteminde kullanılan parçalardır. Diodlar, bir voltaj rölesi gibi görev
yaparak, transistörü aşırı voltajın etkisinden korurlar.
DİREKSİYON: Bir aracı istenilen
tarafa yönlendirmek için ön tekerleklerin istikametini sağa veya sola
değiştiren mekanizma.
DİREKSİYON
DİŞLİLERİ: Direksiyon simidinin dönme hareketini doğrusal harekete çevirerek
aracın ön tekerleklerine ileten, direksiyon milinin ucuna yerleştirilmiş olan
dişlilerdir.
DİREKSİYON
SİMİDİ: Aracı istenilen yöne çevirmeye yarayan, direksiyon milinin ucunda
bulunan çember formunda olan bir parçadır.
DİSK
BALATA: Disk balatalar, kaliperin içinde karşılıklı olarak yer alan ve
frene basıldığı anda fren diskini iki yandan sıkıştırarak aracın yavaşlamasını
veya durmasını sağlayan fren sistemi parçalarıdır. Bu süreçte aracın kinetik
enerjisi, balata ve fren diski üzerinde ısı enerjisine dönüşür. Disk balata ve
fren diski çok yüksek sıcaklıklara maruz kalırken, aynı zamanda sürtünmeden
dolayı parça yüzeylerinde aşınmalar meydana gelir. Belirli bir kullanımdan
sonra incelmeye başlayan disk balatalar yüzünden aracın frenleme performansı
düşer. Bu nedenle belirli periyotlarda disk balataları yenileri ile değiştirmek
gerekir. Balata değişimi mutlaka her iki tekerlekte de aynı zamanda yapılmalı
ve daima kaliteli disk balatalar tercih edilmelidir.
DİSPERSAN
KATKILAR: Bu katıklar, deterjan sayesinde motorun içinde çözülen pisliklerin
etrafını sararak bunların, ateşleme odasına, supap odalarına, yağ kanallarına,
filtre elemanlarına ve motor çeperine yapışmasını önler. Çok küçük parçalar
halinde pisliğin yağ bünyesinde askıda kalması özelliği dispersan katığı
sayesinde sağlanır.
DİSTRİBÜTÖR: Yüksek voltajlı akımı,
motorun ateşleme sırasına göre bujilere dağıtan bir elektrik sistemi cihazıdır.
DİSTRİBÜTÖR
KAPAĞI: Genellikle bakalitten imal edilen bir kapaktır. Kapak içinde,
ateşleme bobininden gelen yüksek voltajın bujilere iletilebilmesi için motor
silindir sayısı kadar eşit aralıklı madeni uçlar bulunmaktadır.
DİSTRİBÜTÖR
TABLASI: Platin takımı ve kondansatörü üzerinde taşır. Mekanik avanslı
distibütörde sabit olarak gövdeye bağlanmıştır.
DISTRONIC: Mercedes Benz'in
mesafe takip radarlı akıllı hız sistemine verdiği isim. Elektronik takip
sistemi. Sistem öndeki araçla olan mesafe tehlikeli sekilde azalinca motor
gücünü azaltiyor yada fren yaparak aracı yavaşlatıyor.
DİŞLİ
BOŞLUĞU: Birbirini döndüren iki dişlinin arasındaki boşluk.
DİŞLİ
ORANI: Birbirini döndüren iki dişlinin veya milin dönme oranları.
DİŞLİLER: Bir milden diğerine
dönme hareketini ileten, güç aktarımında kullanılan parçalardır.
DİŞLİ
YAĞLARI: Hassas olarak işlenmiş dişli yüzeylerinde kullanılan yağlardır. Bu
tür dişli yüzeylerinde korozyona ve yağın kalınlaşmasına neden olacak
maddelerin meydana gelmememsi için dişli yağlarının stabiliteye sahip olmaları
gerekmektedir.
DİYAGRAM
VERİMİ: Endikatör diyagramından ölçülen işin, teorik çevrim diyagramından
ölçülen iş oranına diyagram verimi denir.
DİZEL
ÇEVRİMİ: Dizel motorlarda, havanın silindire emilerek sıkıştırılmasının
ardından motorin pükürtülür. Sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile motorinini
tutuşması sağlanır. Dizel motorlarda bu şekilde gerçekleşen çalışma düzenine
dizel çevrimi denir.
DONMA
NOKTASI (YAKIT): Yakıtın katılaştığı veya donduğu sıcaklık derecesine donma noktası
denir.
DOT: Amerikan Taşımacılık
Departmanının (US Departmant of Tarnsportation) fren hidrolik yağları için
belirlemiş olduğu standartların kodu. Piyasada DOT3, DOT4, DOT5 olmak üzere üç
çeşit hidrolik yağı satılmaktadır. Dot değeri arttıkça fren hidrolik yağının
kaynama noktası yükselir ve ürünün kalitesi artar.
DOHC
(Double Over Head Camshaft):Üstten çift egsantrikli motor.
DÖNER
PİSTONLU MOTOR (ROTARY-WANKEL MOTOR): 1954 senesinde Felix Wankel tarafından
geliştirilmiş bir motor türüdür. Bu motorda silindir geometrik elips biçimi
şeklindedir. Bu motorun çalışma prensibi kısaca, yakıt odasına sahip blok içinde
üçgen şeklinde bir döner pistonun dönerek, silindir içinde değişik yakıt
hacimleri ve sıkıştırma oranları meydana getirmesidir. Günümüzde ağırlıklı
olarak sadece Mazda tarafından devam ettirilen, geliştirilen ve uygulamaya
konulan bu motor teknolojisi, Avrupa'da piyasadan kalkan RX-7'nin yerini alan
RX-8'de kullanılıyor.
DÖRTLÜ
KARBÜRATÖR: Dört boğazlı karbüratöre dörtlü karbüratör denir.
DÖRT
ZAMANLI MOTOR:Dört zamanlı Otto motoru prensiplerine göre geliştirilmiş olan
dört zamanlı çalışma sistemi olan motorlardır. Bu dört zamanı emme, sıkıştırma,
iş (güç, yanma, genişleme) ve egzoz olarak sıralanır.
DSC: Elektronik Stabilite
Proğramı ESP'nin BMW'deki adı. sistemidir.
DSP
(Dynamic Shift program):Sürücünün kullanim tarzina göre vites degisimini hizli yada
konforlu yapan akilli otomatik sanziman.
DSTC: Volvo'nun ESP ve ASR
ile birlikte çalışan Dynamic Stability and Traction Control yani Dinamik
Stabilite ve Çekiş Kontrol Sistemine verdiği ad.
DUMMY: Çarpışma testlerinde
otomobilde oturan, insan vucuduna benzeyen ve üzerinde birçok sensör bulunan
plastik makete verilen isimdir. Gerçek çaprışmalarda insan vücudunda
oluşabilecek yaralanma riskinin hesaplanmasına olanak verir.
EBD-EBV: Elektronik fren gücü dagiticisi.
ECE: Economic Commission
for Europe
ECOTEC: Opel’in ekonomi,
ekoloji ve teknoloji anlamina gelen motoru.
EDC: Electronic Diesel
Control: Enjeksiyonlu dizellerin elektronik kontrol sistemidir.
EDLS: Elektronik
Diferansiyel Kilidi.
E-gaz: Gaz pedali ve motor
arasindaki elektronik baglanti.
EHB: Daha gelisim
asamasinda olan elektrohidrolik fren sistemi.
EMV: Arac elektroniginin
elektro-manyetik alanlardaki davranisi. Yuksek gerilim alanlarindaki gercek
davranis test edilir.
EPS
(Elektro Power Steering): Elektrik motorlu hidrolik direksiyon sistemi.
EON: Enhanced Other
Network: oto-radyoda diger vericilerden alinan trafik bilgiler verilir.
ESP
(Electronic Stability Program): Elektronik savrulma önleyici sistem. Temel
prensip, fren sisteminin aracın yönlendirilmesi amacıyla kullanılması üzerine
kurulmuştur. Frenleme esnasında tekerleklerin kilitlenmesini önleyen Anti
Blokaj Sistemi (ABS) ve kaygan zeminde aracın patinaj yapmasını engellyen
Antipatinaj sistemi (TCS), ESP'nin belkemiğini oluşturan sistemlerdir. ESP
paketi içinde yer alan direksiyona bağlı bir sensör, direksiyonun dönüş açısı
ile aracın gidiş yönü arasındaki tutarlılığı kontrol eder. Eğer arada bir sapma
bulunuyorsa ESP derhal devreye girerek öncelikle tekerleklere aktarılan motor
gücünü azaltır. Bu şekilde araç kontrol altına alınamadığı taktirde ESP, aracı
gidilmek istenen yönde tutmak için tekerlekleri birbirinden bağımsız olarak
frenlemeye başlar ve bu süreç araç kontrol altında tutlacak duruma gelene kadar
devam eder.
ETC: Elektronik Traksiyon
Kontrolu
ETS: Elektronik Stabilite
Sistemi. ASR ile iliskilidir
EURO
NCAP: European New Car Assessment Programme kelimelerinin kısaltılması
olan Euro NCAP, 1997 yılında kurulmuş olan, Avrupa'da üretilen birçok aracın
çarpışma testlerini gerçekleştiren ve test sonuçlarına göre her araç için şu
anda 5 yıldız üzerinden puanlama yapan bir kuruluştur.
FACE LIFT: Aracın dış görünüşünde yapılan tasarım rötuşu, makyaj.
FADING: Frenlemede fren
balatalarının ısınması sonucu, fren mesafesinin uzamasına yol açan durum. Fren
pedalına uygulanan basıncın artması ve fren pedal yolunun uzaması
"fading"in yol açtığı öteki sorunlar arasında sayılabilir.
FAN: Bir motorda yakılan
yakıtın ortalama yüzde 70'i ısıya çevrilir. Ortaya çıkan sıcaklığı düşürme
görevi ise su soğutma sistemiyle birlikte fanın görevidir. Su soğutma sisteminin
kullanıldığı modern araçlarda su, motorun sıcaklığını absorbe eder ve bu arada
suyun kendisi de ısınır. Isınan suyun soğutulması görevi ise aracın en önündeki
radyatör ve fanın görevidir. Isı belirli bir derecenin üstüne çıktığında
elektronik beyin ya da termostat fanın çalışmasını sağlar, fan da radyatörden
geçerken ısınan sudan transfer olan sıcaklığı dışarıya üfler.
FAR
YIKAMA SİSTEMİ: Far yıkama sistemi, farların ön kısmına yerleştirilmiş su
püskürtme memeleri sayesinde, çamurlu ve karlı havalarda suyu far camına
püskürtüp camı temizleyerek sürücüye daha iyi görüş sağlar. Kimi modellerde far
silecekleriyle de desteklenen bu sistemin ayrı bir su kabı ve elektrik motoru
bulunabilir.
FREN
ANA MERKEZ: Fren ana merkezi, araç sürücüsünün fren pedalı yardımıyla servo
frene ve servo frende şiddeti yükseltilen mekanik kuvveti, hidrolik fren
basıncına dönüştürerek, ana merkezin üzerindeki rezarvuarda bulunan fren
hidrolik yağını, tekerleklerdeki sıkıştırma elemanlarına aktarır.
FİLAMAN:
Ampul
içerisinde bulunan ve elektrik verildiğide ısınarak ışık saçan tele filaman
denir.
FIS: Surucu enformasyon
display, eski adi yol bilgisayari. Geride birakilan mesafe, ortalama hiz, genel
tuketim, dis sicaklik gibi ilginc veriler goruluyor.
FLOATING
CAR DATA: Hareket eden araclarin gonderdigi veriler, telematik hesaplarina
katilir.
FPS: Yangin önleme sistemi
FREN
BORUSU: Fren boruları, fren hidrolik yağını ana merkezden alıp
tekerleklerde yer alan fren elemanlarına aktarma görevini sağlayan parçalardır.
Boru iç çapı genellikle 2.5 mm olup, dış çapı ise 4.5 mm'dir. Çelikten üretilen
fren boruları çoğu zaman paslanmaya karşı plastik bir katmanla kaplanır.
FREN
DİSKİ: Fren diski, araçların genellikle ön tekerlerine monte edilen ve
disk yardımıyla frenleme esnasında sıkıştırılarak aracın yavaşlamasını veya
durmasını sağlayan parçadır. Fren diskleri, günlük kullanım için dökme demir
veya çelikten üretilir. Frenleme esnasında çok yüksek sıcaklılara maruz
kalmaları nedeni ile diskin hızlı bir şekilde soğutulması büyük önem taşır.
FREN
DİSKİ SİLME SİSTEMİ: Şiddetli yağmur yağdığında fren diskleri ince bir nem tabakası ile
kaplanır. "Brake Disk Wiping", yani fren diski sile sistemi, bu
durumda fren balatalarını belli aralıklarla çok kısa bir süreyle hafifçe
disklere bastırmak suretiyle suyu tahliye edip gerektiğinde daha hızlı bir fren
tepkisi almayı sağlar.
FREN
GÜÇ DAĞILIMI: Tekerleklere aktarılan frenleme gücünün dağılımına fren güç dağılı
denir. Araçlarda ön tekerleklere, arka tekerleklere kıyasla daha fazla frenleme
gücü aktarılır.
FREN
KALİPERİ: Disk balataların oturduğu döküm parçadır. Ana merkezden gelen
hidrolik basıncın içinde bulunan hareketli pistonu itmesi sayesinde disk
balatalarını sıkma sureti ile aracın yavaşlaması veya durması sağlanır. Aynı
şekilde fren pedalı serbest bırakıldığında da otomatik olarak balatalar dikten
ayrılır.
FREN
SİSTEMİ: Aracın yavaşlaması veya durması için kullanılan sistemlerdir. Fren
pedalına basıldığı zaman, araç sürücüsünün uyguladığı güç, servo fren
yardımıyla arttırılarak fren ana merkeze aktarılır. Ana merkez üzerindeki
rezervuarda bulunan fren hidrolik yağı, ana merkez üzerinden tekerleklee yakın
olarak konumlandırılmış kaliperlere veya tekerlek silindirlerine akar. Bu
sayede disk balatalar veya balatalı pabuçlar, tekerleklere monte edilmiş olan
diskleri veya kampanaları sıkıştırarak aracın fren yapmasını sağlar.
FREN
TAMBURU (KAMPANA): Fren tamburu, kampanalı fren sistemi kullanılan araçlarda bulunur.
Tekerlek ile direkt olarak bağlantılı olup, frenleme esnasında balatalı
pabuçların sıkıştırması sonucunda aracın yavaşlamasını ve durmasını sağlar.
FREN
TABLASI: Fren tablası, kampanalı fren sisteminde balatalı pabuç, teker
silindiri, levye ve bağlantı yaylarının oluşturduğu platformdur.
FREN
TEKER SİLİNDİRİ: Fren teker silindiri, kampanalı (tamburlu) fren sistemlerinde
balatalı pabuçların kampanayı sıkıştırarak aracın frenlemesini sağlar.
FSI: Volkswagen grubu
araçlarında kullanılan direkt benzin enjeksiyonlu motorları ifade eden
teknoloji olan FSI'ın en büyük avantajı aynı hacimdeki başka bir motorla
karşılaştırıldığında daha az yakıt tüketimiyle daha fazla güç sunabilmesidir.